Görsel Archives

COVİD-19 PANDEMİSİ: KORDON KANI VE DOKU BANKACILIĞINA ETKİSİ

TÜRKİYE’DE COVİD-19 PANDEMİSİ: KORDON KANI VE KORDON DOKU BANKACILIĞINA ETKİSİ.

Kaynak: Burgucu D. The effect of COVID-19 on autologous cord blood and cord tissue banking in Turkey: a crosssectional and retrospective study, New Trend Med Sci 2020; 1(2): 90-93.

Kordon kanının kemik iliği naklinde ilk kez kullanıldığı 1988 yılından günümüze kadar 35.000  ünitenin üzerinde  kordon kanı başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Kordon kanlarının ve kordon dokularının alınması, transferi, işlenmesi ve dondurularak saklanması standardize edilmiş protokollerle tanımlanmıştır. Pandemi gibi olan dışı durumlarda otoloog kordon kanı ve kordon doku bankacılığı alanında yeteri kadar veri bulunmamaktadır. Pandemi ile mücadelede global düzeyde alınan tedbirler dışında ulusal düzeyde farklılık gösteren uygulamalar olabilir. Bu farklılıklar farklı toplumlardaki insan davranışları, tıbbi tedaviye ulaşma olanakları, sağlık çalışanı sayısı, sağlık kurum alt yapısı ve önlemlerin zamanlaması gibi faktörlerden kaynaklanır.

Ülkemizde sağlık hizmetine ulaşım, sosyo-ekonomik olarak gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça iyi (üst seviyede) bir yerdedir. Pandemi sürecinde hasta ve temaslıların kontrol ve takibi başarılı bir şekilde yapılmaktadır ayrıca tüm tedavi giderleri devlet tarafından karşılanmaktadır. COVİD-19 kaynaklı pandemide ülkemizde ilk vaka tespit edildikten sonra (öncesinde de önemli bir hazırlık süreci geçirilmiştir) hızlı bir şekilde önlemler alınarak pandeminin birinci aşaması başarılı bir şekilde yönetilmiştir. Bu önlemler okulların tatil edilmesi, şehirlerarası geçiş kısıtlaması, hasta bireylere erken koruyucu tedavinin başlanması, filyasyon, kısmi sokağa çıkma yasağıdır. Bu önlemler ile önemli bir süreç yönetimi yapılmıştır. Fakat Haziran ayı itibari ile kontrollü serbestleşme süreci sonrası bazı dönemlerde kontrolden çıkabileceğine dair sinyaller gelmektedir.

Bu koşullarda kordon kanı ve kordon doku (göbek bağı) bankacılığı yapmak oldukça emek yoğun bir süreci de beraberinde getirmiştir.

Türkiye’de kordon kanı ve doku bankacılığı alanında çalışan tüm ekipler özverili bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Ülkemizde verilen bu sağlık hizmeti bilimsel literatürde ‘Türk Modeli’ olarak anılmaya başlamış olup bu yönüyle ülkemiz adına da sevindirici bir durumdur.

Rutin hizmetin yanı sıra bilimsel araştırmalarla yeni bilgilerin üretilmesi uluslararası anlamda söz sahibi olabilmek için önemlidir. Merkez olarak yaptığımız retrospektif araştırmada pandemi sürecinde dahi kordon kanı ve kordon doku bankacılık hizmetinin başarılı bir şekilde sürdürüldüğünü ortaya koymuş bulunmaktayız. Bu veriler ülkemizde oturmuş ve sağlam bir altyapıya sahip sağlık hizmetinin de dolaylı bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Araştırma sonuçlarının detaylarına ulaşma için aşağıdaki link kullanılabilir.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/ntms/issue/57039/781454

kök hücre uygulamaları

Travmatik Beyin Hasarı Ve Kök Hücre Tedavisi

Son yıllarda Travmatik beyin hasarı ve kök hücre tedavisi araştırma ve tedavi yöntemleri geliştirme denemelerinde kök hücre tedavisi önemli ilgi alanı olmuştur. Özellikle Travmatik beyin hasarı sonrasında doğal onarım ve tamir mekanizmalarına destek olmak ve tamir potansiyelini arttırmak için yeni yaklaşımlar sergilenmektedir. Başlangıç aşamasında yapılan in-vivo hayvan çalışmalarında kök hücrelerin özellikle hipoksi (doku ve hücrelerin oksijensiz kalması)  ile oluşturulan beyin hasaarı modellerinde sinir hücrelerine dönüşebilme ve hasar oluşan mikro-çevresindeki konak hücreleri koruma ve tamir etme potansiyelleri ortaya çıkarılmıştır.

Travmatik beyin hasarı sonucunda anormal nörolojik fonksiyonlar gözlenir. Bu durum çoğu zaman kafaya alınan bir darbe sonucunda oluşur ve doğrudan etki olarak kabul edilir. Bu etkinin dışında beyinde dolaylı patolojik durumlarda meydana gelir. Özellikle beyindeki damar hasarı ve oluşan inflamasyon yanıtları da beyine zarar vermektedir. Nöroinflamasyon hasar sonrası meydana gelen ikincil hücre ölümlerinden önemli oranda sorumludur. Travmatik beyin hasarı ve kök hücre tedavisi çocuklarda (0-4 yaş arası) ve yaşlılarda (65 yaş ve üstü) daha sık görülürken, çoğu araştırma yetişkinlerde meydana gelen travmatik beyin hasarı tedavisine odaklanmıştır. Yetişkinlere veya yaşlılara kıyasla, küçük çocukların sinirsel plastisiteleri (gelişmekte olan bir beynin iyileşme yeteneği) Travmatik beyin hasarı ve kök hücre tedavisi için doğal bir çözüm sunma potansiyeli taşır.

Travmatik beyin hasarı ve kök hücre uygulaması çocuklarda (0-4 yaş arası) ve yaşlılarda (65 yaş ve üstü) daha sık görülürken, çoğu araştırma yetişkinlerde meydana gelen travmatik beyin hasarı tedavisine odaklanmıştır.

Bununla birlikte, son zamanlarda yapılan çalışmalar, çocukluk çağı travmatik beyin hasarının da  gelişmekte olan beyinleri önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir. Çocukluk çağı travmatik beyin hasarının en sık nedenleri düşme, trafik kazaları ve sarsılmış bebek sendromu (6 ay veya daha küçük bebeklerde) olarak sıralanır. Travmatik beyin hasarından kaynaklanabilecek önemli bir durumda oksijenlenme yani kan akımının azalması veya tıkanması sonucu oluşan ( hipoksi iskemik ensefalopatisinde olduğu gibi) nöronal fonksiyon kayıplarıdır. Bu oran her 1000 normal doğumda 2,5 oranında görülebilmektedir.

Mezenkimal Kök Hücreler: Hücre Tedavisi Ve Rejenerasyon Potansiyeli yazılı makalemizden farklı bilgiler edinebilirsiniz..

Kök hücreler, dinlenim (eylemsizlik) sürelerinden sonra bile çoğalabilen, doku hücreleri ve organa özgü hücreler gibi özelleşmiş işlevlere sahip hücreler haline gelebilecek farklılaşmamış hücrelerdir. İki temel özelliği kendi kendini yenilemesi ve farklılaşma yetenekleridir.  Birçok hastalın doğrudan ya da dolaylı olarak tedavi edilmesinde önemli tedavi edici potansiyele sahiptir. Kök hücre tedavisinin en yaygın şekli, kan ve bağışıklık sisteminin hastalıklarını tedavi etmek için kemik iliğinden elde edilen kan kök hücrelerinin kullanılmasıdır. Kemik iliği nakli olarak isimlendirilen bu tedavi yönteminde temel amaç hematopoetik kök hücrelerin nakil edilmesidir.

Hematopoetik kök hücreler erişkin dönemde kemik iliğinde bulunduğu için tedavinin ismi genellikle kemik iliği nakli olarak ifade edilir. Kordon kanı içeriğinde bulundurduğu hematopoetik kök hücrelerden dolayı kemik iliği nakli tedavisinde önemli bir kök hücre kaynağı olarak kullanılır. Kök hücre tipleri, embriyonik, fetal, yenidoğan (örneğin, plasenta, göbek kordon kanı ve dokuları, amniyon sıvısı ve dokuları, Wharton jeli) ve yetişkin dokularda bulunmasına göre sınıflandırıla bilinir. Embriyonik kök hücreler, embriyonik gelişimin erken bir aşaması olan bir blastosistin iç hücre kütlesinden elde edilir. Yetişkin kök hücreler, hasar görmüş dokuları onarmak için farklılaşmamış somatik hücrelerdir, örneğin, kemik iliğinde bulunan hücreler gibi. Kök hücreler ayrıca, totipotent, pluripotent ve multipotent gibi farklılaşma potansiyellerine göre de sınflandırılır.

Kök hücrelerin birçok hastalıkta kullanılma potansiyelinde önemli bir etkende nakil edilebilir olmalarıdır. Otolog transplantasyon: kök hücrelerin elde edildikten sonra aynı hastaya tedavi edilmek üzere uygulandığı işlemi ifade eder. Allojenik transplantasyon:  kök hücrelerin bir donörden (alıcıya benzer HLA antijen uyumlu) toplanması daha sonra ihtiyacı olan başka bir hastaya nakil edilmesi işlemini ifade eder. Kök hücre tedavisi, beyin hasarı ve nörodejenerasyon gibi birçok hastalık için ümit verici bir tedavi olarak ortaya çıkmaktadır.

Klinik Araştırmalar:

Kök hücre uygulaması, Travmatik beyin hasarı ve kök hücre tedavisi için umut verici bir tedavi yöntemidir. Son yıllarda yapılan birkaç faz I veya II’a klinik çalışması tedavinin hastalarda güvenli ve uygulanabilir olduğunu göstermiştir (Tablo 1.)

Travmatik beyin hasarı ve kök hücre tedavisi için umut verici bir tedavi yöntemidir.

Optimal kök hücre uygulama stratejileri belirlendikten sonra gelecekteki klinik uygulamalardan başarılı yanıt alma oranları da artma eğilimde olacaktır.

Kaynak: Expert Opin Biol Ther. 2018 May ; 18(5): 515–524.