Kordon kanından elde edilen kök hücre naklinin tip I diyabet tedavisinde terapötik etkisi:

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Tip 1 diyabet (şeker) hastalığı  (Diabetes Mellitus)  Pankreas da bulunan Langerhans adacıklarındaki insülin üreten β hücrelerinin geri dönüşümsüz hasarlanması ya da fonksiyon kaybı ile oluşur. Organa özgü immün (bağışıklık) yıkımının bir sonucu olarak ortaya çıkan bu tablo otoimmün bir durumdur. Otoimmünite ağırlıklı klinik tablolardaki durum kişinin kendi bağışıklık sitem hücrelerinin kendisine zar vermesi olarak tanımlanabilir. Beta hücreleri kan glikoz (şeker) seviyesini algılayarak kritik bir rol oynar. Fizyolojik koşullarda glikoz seviyesini dar bir aralıkta tutmak için insülin salınması gerekir. Glikoz hemoastazisinin (düzenlenmesinin) sağlanmasında insülin önemli bir yer alır.

Tip 1 Diyabet durumunda otoimmün yıkım nedeni ile kan şeker seviyesinin kontrolü sağlanamaz bu sebepten dolayı hastalar yaşamları boyunca eksojen (dışarıdan) insülin almak zorundadır (Şekil1-2). Milyonlarca insan yaşam boyu dışarıdan insülin alarak hayatlarına devam etmektedir. Fakat insülin hastalığın oluşum mekanizması olan otoimmünite üzerine herhangi bir etki gösterememektedir. Tip 1 diyabet tedavisi üzerine yapılan klinik araştırmada iki önemli konu ortaya konulmuştur ve genelde bu noktalara odaklanılmaktadır. Birincisi Pankreas mikro-çevresinin T hücre aracılı otoimmün bozukluğu ve bunu kontrol etmek, bu sayede immün homeostazı yeniden yapılandırmaktır. İkincisi ise az sayıda kalan beta hücrelerin nasıl korunacağı veya beta hücre nakil edilmesi yolu ile zarar görmüş beta hücrelerinin değiştirilmesi yaklaşımıdır. Allojenik (başka bir bireyden) adacık (beta hücreden zengin) hücresi nakli son zamanlarda umut verici bir potansiyel tedavi olarak ortaya çıksa da bağışçı yetersizliği ve immünolojik olarak reddedilme potansiyeli önemli zorluklar olarak görülmektedir.

[Kaynak: Cell and Tissue Research https://doi.org/10.1007/s00441-019-03046-2]

insülin ÜRETEN-beta

İnsülin üreten beta hücrelerin hasarlanması ve etkileyen faktörler

İmmün-mekanizma

İnsülin üreten Beta hücrelerin hasarlanması; immün mekanizma

Bu iki önemli yaklaşımının dışında son zamanlarda tartışılan kordon kanından elde edilen kök hücrelerle diyabetin özellikle otoimmün boyutunu kontrol altına alma yaklaşımı önem kazanmıştır. Ayrıca kök hücrelerin vücudu oluşturan birçok hücreye dönüşme ve farklılaşma özelliğinden dolayı beta hücre yeniden yapılanmasını sağlayabilmekte kök hücre ve hücresel tedavi araştırmalarının üzerinde durduğu bir yaklaşımdır.

Kordon Kanı:

İnsan Göbek (kordon) kordonu kanı anne ve fetus arasındaki besin ve oksijenin taşınmasında hayati önem arz eden bir yapıdır. Herhangi bir komplikasyon (istenmeyen tıbbi durum/olay) olmadan non- invaziv (girişimsel olmayan) yöntem ile izole edilmesi kolaydır. Bu özelliğinden dolayı kordon kanı önemli bir kök hücre kaynağı olarak ilk tercih edilen kök hücre kaynaklarındandır. İnsan kordon kanı çok değerli bir tıbbi ürün olarak kabul edilmektedir. Kordon kanının ilk başarılı insan uygulamasından günümüze kadar birçok alanda başarılı bir şekilde uygulanması artarak devam etmektedir. Kordon kanı hematopoetik kök hücre, mezenkimal kök hücre, endotelial progenitör hücre, kordon kanı kök hücresi, doğal öldürücü hücre, regülatör t hücresi gibi kök hücre ve hücresel tedavi alanında kullanılan ve kullanılma potansiyeli bulunan birden çok hücre kaynağını içinde barındırır.

Son yıllarda, çok sayıda bilimsel araştırmada kordon kanı ve barındırdığı hücre tiplerini diyabet tedavi süreçlerinde yararlı kılabilmek çeşitli stratejiler ve yaklaşımlar tanımlamıştır. Kordon kanı hücrelerinden, CD45 + UCB-SC hücreleri ve CD90 + UCB-MSC hücreleri, farklılaşma potansiyeli ve immünoregülatör (bağışıklık yanıt düzenleyici) potansiyeli de dâhil olmak üzere önemli potansiyeli bulunan hücre gruplarıdır. Bu hücrelerin izole edilmesi laboratuvar ortamında çoğaltılma işlemleri başarı bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle hücre ve kök hücre kültür teknikleri son yıllarda hızlı bir şekilde gelişmiştir (Şekil 3).

Kordon kanı kaynaklı hücrelerin laboratuvarda çoğaltılması ve farklılaşma potansiyeli

Klinik Uygulama:

Hastalara Tip 1 diyabet tanısı aldıktan ortalama dört ay sonra otolog (kendisine ait kordon kanı) kordon kanı infuzyonu yapıldı. Yaş ortalaması 5,5 olan hastalar (çocuklar) 3. 6. 9. ve 12. Aylarda metabolik ve immünolojik yönden takip edildi. İlk bulgular tip 1 diyabet hastalarında otolog kordon kanı infüzyonunun güvenilir olduğu bulgusu oldu. İnfüzyon sonrası herhangi bir istenmeyen durum yada komplikasyon görülmediği rapor edildi.

Farklı bir klinik yaklaşımda kök hücre eğitimci sistemlerin tasarımıdır (Şekil 4). Bu protokolde temel amaç otoimmün reaksiyon gelişiminden sorumlu atoreaktif t onları allojenik veya otolog kordon kanı kök köklerile bir araya getirmektir. Amaç bu sayede kordon kanı kök köklerininelerin immünregölator işlevlerinden faydalanmaktır. Oto reaktif tüfek hemaferez cihazı kullanma kılavuzu ile dolaşımdan toplanıp kapalı bir sistem içerisinde kordon kanı ile ilgili temel bilgileri bir araya getirin. İstenmeyen immün reaksiyon sonrası beta hücre harabiyeti bu şekilde azaltılmaya çalışılıyor.

[Kaynak: Diyabet Bakımı 2009; 32: 2041– 2046]

Diyabetsel kök hücre eğitimci protokolü

Tip 1 diyabet hastalığında hücresel ve immün mekanizmaları üzerinde çok çalışan çalışma yapılması. Kordon kanı kökleri kök hücre ve diğer hücrelerin planlama planları da hem temel hem de klinik araştırma düzeyinde devam ediyor. Orta vadede kordon kanı tedavisi tedavi protokolleri daha etkili bir şekilde kullanılma potansiyeli taşımaktadır. İlk klinik ilaçlar buna işaret ediyor.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Search

+
WhatsApp chat