Kordon kanından elde edilen kök hücre naklinin tip I diyabet tedavisinde terapötik etkisi:

Tip 1 diyabet (şeker) hastalığı  (Diabetes Mellitus)  Pankreas da bulunan Langerhans adacıklarındaki insülin üreten β hücrelerinin geri dönüşümsüz hasarlanması ya da fonksiyon kaybı ile oluşur. Organa özgü immün (bağışıklık) yıkımının bir sonucu olarak ortaya çıkan bu tablo otoimmün bir durumdur. Otoimmünite ağırlıklı klinik tablolardaki durum kişinin kendi bağışıklık sitem hücrelerinin kendisine zar vermesi olarak tanımlanabilir. Beta hücreleri kan glikoz (şeker) seviyesini algılayarak kritik bir rol oynar. Fizyolojik koşullarda glikoz seviyesini dar bir aralıkta tutmak için insülin salınması gerekir. Glikoz hemoastazisinin (düzenlenmesinin) sağlanmasında insülin önemli bir yer alır.

Tip 1 Diyabet durumunda otoimmün yıkım nedeni ile kan şeker seviyesinin kontrolü sağlanamaz bu sebepten dolayı hastalar yaşamları boyunca eksojen (dışarıdan) insülin almak zorundadır (Şekil1-2). Milyonlarca insan yaşam boyu dışarıdan insülin alarak hayatlarına devam etmektedir. Fakat insülin hastalığın oluşum mekanizması olan otoimmünite üzerine herhangi bir etki gösterememektedir. Tip 1 diyabet tedavisi üzerine yapılan klinik araştırmada iki önemli konu ortaya konulmuştur ve genelde bu noktalara odaklanılmaktadır. Birincisi Pankreas mikro-çevresinin T hücre aracılı otoimmün bozukluğu ve bunu kontrol etmek, bu sayede immün homeostazı yeniden yapılandırmaktır. İkincisi ise az sayıda kalan beta hücrelerin nasıl korunacağı veya beta hücre nakil edilmesi yolu ile zarar görmüş beta hücrelerinin değiştirilmesi yaklaşımıdır. Allojenik (başka bir bireyden) adacık (beta hücreden zengin) hücresi nakli son zamanlarda umut verici bir potansiyel tedavi olarak ortaya çıksa da bağışçı yetersizliği ve immünolojik olarak reddedilme potansiyeli önemli zorluklar olarak görülmektedir.

[Kaynak: Cell and Tissue Research https://doi.org/10.1007/s00441-019-03046-2]

insülin ÜRETEN-beta

İnsülin üreten beta hücrelerin hasarlanması ve etkileyen faktörler

İmmün-mekanizma

İnsülin üreten Beta hücrelerin hasarlanması; immün mekanizma

Bu iki önemli yaklaşımının dışında son zamanlarda tartışılan kordon kanından elde edilen kök hücrelerle diyabetin özellikle otoimmün boyutunu kontrol altına alma yaklaşımı önem kazanmıştır. Ayrıca kök hücrelerin vücudu oluşturan birçok hücreye dönüşme ve farklılaşma özelliğinden dolayı beta hücre yeniden yapılanmasını sağlayabilmekte kök hücre ve hücresel tedavi araştırmalarının üzerinde durduğu bir yaklaşımdır.

Kordon Kanı:

İnsan Göbek (kordon) kordonu kanı anne ve fetus arasındaki besin ve oksijenin taşınmasında hayati önem arz eden bir yapıdır. Herhangi bir komplikasyon (istenmeyen tıbbi durum/olay) olmadan non- invaziv (girişimsel olmayan) yöntem ile izole edilmesi kolaydır. Bu özelliğinden dolayı kordon kanı önemli bir kök hücre kaynağı olarak ilk tercih edilen kök hücre kaynaklarındandır. İnsan kordon kanı çok değerli bir tıbbi ürün olarak kabul edilmektedir. Kordon kanının ilk başarılı insan uygulamasından günümüze kadar birçok alanda başarılı bir şekilde uygulanması artarak devam etmektedir. Kordon kanı hematopoetik kök hücre, mezenkimal kök hücre, endotelial progenitör hücre, kordon kanı kök hücresi, doğal öldürücü hücre, regülatör t hücresi gibi kök hücre ve hücresel tedavi alanında kullanılan ve kullanılma potansiyeli bulunan birden çok hücre kaynağını içinde barındırır.

Son yıllarda, çok sayıda bilimsel araştırmada kordon kanı ve barındırdığı hücre tiplerini diyabet tedavi süreçlerinde yararlı kılabilmek çeşitli stratejiler ve yaklaşımlar tanımlamıştır. Kordon kanı hücrelerinden, CD45 + UCB-SC hücreleri ve CD90 + UCB-MSC hücreleri, farklılaşma potansiyeli ve immünoregülatör (bağışıklık yanıt düzenleyici) potansiyeli de dâhil olmak üzere önemli potansiyeli bulunan hücre gruplarıdır. Bu hücrelerin izole edilmesi laboratuvar ortamında çoğaltılma işlemleri başarı bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle hücre ve kök hücre kültür teknikleri son yıllarda hızlı bir şekilde gelişmiştir (Şekil 3).

Kordon kanı kaynaklı hücrelerin laboratuvarda çoğaltılması ve farklılaşma potansiyeli

Klinik Uygulama:

Hastalara Tip 1 diyabet tanısı aldıktan ortalama dört ay sonra otolog (kendisine ait kordon kanı) kordon kanı infuzyonu yapıldı. Yaş ortalaması 5,5 olan hastalar (çocuklar) 3. 6. 9. ve 12. Aylarda metabolik ve immünolojik yönden takip edildi. İlk bulgular tip 1 diyabet hastalarında otolog kordon kanı infüzyonunun güvenilir olduğu bulgusu oldu. İnfüzyon sonrası herhangi bir istenmeyen durum yada komplikasyon görülmediği rapor edildi.

Farklı bir klinik yaklaşımda kök hücre eğitimci sistemlerin tasarımıdır (Şekil 4). Bu protokolde temel amaç otoimmün reaksiyon gelişiminden sorumlu atoreaktif t onları allojenik veya otolog kordon kanı kök köklerile bir araya getirmektir. Amaç bu sayede kordon kanı kök köklerininelerin immünregölator işlevlerinden faydalanmaktır. Oto reaktif tüfek hemaferez cihazı kullanma kılavuzu ile dolaşımdan toplanıp kapalı bir sistem içerisinde kordon kanı ile ilgili temel bilgileri bir araya getirin. İstenmeyen immün reaksiyon sonrası beta hücre harabiyeti bu şekilde azaltılmaya çalışılıyor.

[Kaynak: Diyabet Bakımı 2009; 32: 2041– 2046]

Diyabetsel kök hücre eğitimci protokolü

Tip 1 diyabet hastalığında hücresel ve immün mekanizmaları üzerinde çok çalışan çalışma yapılması. Kordon kanı kökleri kök hücre ve diğer hücrelerin planlama planları da hem temel hem de klinik araştırma düzeyinde devam ediyor. Orta vadede kordon kanı tedavisi tedavi protokolleri daha etkili bir şekilde kullanılma potansiyeli taşımaktadır. İlk klinik ilaçlar buna işaret ediyor.

kordon-kani-etkisi

Yeni Nesil Kordon Kanı Bankaları; Hematopoetik Transplantasyon Ve Ötesi!

Kordon kanının  (benzersiz ) özellikleri:

Doğumdan sonra plasental (kordon dokusu) dokularda kalan belli bir miktar kan (umblical ven) damardan venöz kan alma (steril iğne yardımıyla kan alma işlemi) yoluyla elde edilebilir. Bu fetal kanın (kordon kanının)  kendine has hücresel ve yapısal özellikleri vardır.

Tanımlanmış ilk özelliği, yüksek sayıda hematopoetik progenitör (kordon kanı kan yapıcı kök hücresi) kök hücre içermesidir. Bu hücreler kordon kanından kolaylıkla elde edilebilir, özellikle kemik iliği naklinin önemli bir aşaması olan yamalanma (engrafment) ve sonrasında kemik iliğinin fonksiyonel olarak işlev görmesi ve sürdürülebilirliği için önemli bir rol oynar.

Bunun dışında , fetal kan (kordon kanı) eşsiz bir lenfosit (immün/bağışıklık sistem hücreleri)  profilini içinde barındırır. Lenfositlerin çoğu saf düzenleyici T hücreleri olarak görev yapmaktadır. Bu lenfosit popülasyonu çok çeşitlidir ve çoğalma ve fonksiyonel farklılaşma kabiliyetine sahiptir. Bu benzersiz özellikler fetal (kordon kanı kaynaklı) lenfositleri cazip  hale getirir. Allojenik (kişinin kendisine değil başkasına uygulanması) hücresel tedavi için son derece kullanışlı bir  kaynak olarak fetal kan (kordon kanı) ulaşılması ve saklanabilmesinden dolayı önemli tercih sebebidir. Bu özelliklere ek olarak anti-enflamatuar özellikleri, doğal oksijen taşıyıcısı olarak fetal hemoglobin içermesi kordon kanını taransplantasyon dışında da kullanılabilmesini sağlamaktadır.

Otolog Kordon Kanıyla Otizm Tedavisi – Nikoloz’un Hikayesi yazımızdan kordon kanıyla tedavi yöntemlerinde ki farklılıkları görebilir ve farklı bilgiler edinebilirsiniz.

Kordon Kanı Kaynaklı Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu

Dünya çapında 40.000’den fazla kordon kanı nakli başarılı bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Kordon kanı Tam  HLA uyumu gerektirmeden de  transplantasyon yapılmasına izin verdiği ve uzun süre saklanabildiği için diğer  hematopoetik kök hücre kaynaklarına göre ön plana çıkmaktadır. Ayrıca  düşük akut ve kronik Graft-versus-host hastalığı (GVHD) oluşmaması için immünmodulatuvar etkisinden dolayı  nakil başarısı üzerine önemli katkılar sunmaktadır. Bunun dışında haploidentik (yarı HLA uyumlu) nakillerde de önemli gelişmelerin olması transplantasyon tıbbi için daha başarılı sonuçlara ulaşılabilmesi için önemli bir basamak olarak değerlendirilmektedir.

kordon-kani-etkisi

Kordon kanının immünteropetik etkisi

(Kaynak: TRANSFUSION 2019;00;1–3   doi:10.1111/trf.15466 )

Türkiye’de Kanıta Dayalı Transplantasyon Verileri

Türkiye’de Pediatrik Olgularda Kordon Kanı Nakilleri Deneyimi;

Ülkemizde, bugüne kadar pediatrik kemik iliği transplantasyonu (KİT) veri tabanına kayıtlı 4,532 transplantasyonunun 276’sında KK ürününün kullanıldığı görülmektedir. Özellikle talasemi majörlü hastalarda (70 hasta) kardeş vericiler ile yapılan nakillerde daha iyi bir yamalanma sağlanması için kemik iliği (Kİ) ürünü ile birlikte kullanıldığı görülmektedir.

Kordon  kanı ile yapılan nakillerde, hastaların yaş ortalaması 4,93+4,37, ortanca yaş ise 4,0’dır. Bağışçıların  %58,5’i akraba dışı, %41,5 ise kardeş vericilerden oluşmaktadır. Tüm allojenik nakiller içinde kök hücre kaynağı olarak en çok Kİ (%60,1), daha sonra periferik kök hücre (%31,0) ve kordon kanı (%7,03) kullanılırken, akraba dışı verici uygulamalarında Kordon kanı’nın %20,7 gibi  yüksek bir  oranda tercih edildiği görülmektedir. Özellikle çocuklarda, akraba dışı  uygulamaları ile birlikte Kordon kanı nakillerinin giderek artacağı ön görülmektedir.

Kordon kanı nakli yapan pediatrik merkezler

Kordon kanı nakli yapan pediatrik merkezler

Tablo 1. de görüldüğü üzere ülkemizde yapılan kordon kanı nakillerinin çok önemli bir kısmında Babylife kordon kanı bankası olarak doğrudan ve dolaylı katkımız bulunmaktadır. Kurulduğumuz günden bugüne kadar ülkemizdeki birçok kemik iliği merkezine kordon kanı göndermekten dolayı son derece mutluyuz. İki binli yılların başında Ege Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakülteleri ile birlikte önemli çalışmalara imza attık. Tabloda nakillerin çok büyük bir bölümünde bu iki üniversitenin katkısı olduğu da dikkat çekmektedir.

(Kaynak : Türk Hematoloji Derneği ; Hematolog Dergisi 2016:6 1)

Omirlik hasarı tedavisinde Kök Hücre Uygulaması: Güncel Gelişme

Japon Hükümeti Omirilik Hasarında Kök Hücre Uygulamasını Onayladı

Tedavinin araştırmacılarından olan Japonya’daki Sapporo Tıp Üniversitesi’nden beyin cerrahı Dr. Osamu Honmou, klinik uygulma ve güvenlik konularını tartışacak bilimsel bir makale yayınlamaya hazırlanıyor. Dr. Osamu Honmou  “Bence çok güvenli.” dedi. Japonya’nın regülasyonları izin verdiği için çift kör bir çalışma yapmadığını ekledi. Araştırmacılardan Dr. Fukushima:  “En önemli nokta, etkinliğinin çabuk,dramatik ve kesin olmasıdır”.

Henüz yayınlanmamış bulgulara göre  sonuçlar, son 40 gün içinde omurilik yaralanmaları yaşayan 13 kişinin tedaviye alındığı söylendi. Araştırma grubu , hastaların kök hücre infüzyonları sonrasında, bazı kayıp duyularını ve hareketlerini yeniden kazanmalarına yardımcı olduğunu buldu.

Kaynak: Nature 565, 544-545 (2019)]

Stemirac, stemirac tedaviye şartlı

aponya Sağlık Bakanlığı 2019 yılı ortalarında  ‘’Stemirac’’ adı verilen tedaviye şartlı onay verdi. Hasta kişilerden elde edilen  mezenkimal kök hücrelerin alınması ve laboratuvar ortamında çoğaltılması tedavinin birinci basamağını oluşturuyor

Japonya Sağlık Bakanlığı 2019 yılı ortalarında  ‘’Stemirac’’ adı verilen tedaviye şartlı onay verdi. Hasta kişilerden elde edilen  mezenkimal kök hücrelerin alınması ve laboratuvar ortamında çoğaltılması tedavinin birinci basamağını oluşturuyor. Klinik uygulamada, yaklaşık 50 milyon ila 200 milyon mezenkimal kök hücre (birçok hücre tipine dönüşebilen kordon kanı, göbek kordonukordon dokusunda yüksek oranda bulunan kök hücre tipi), hasarı onarabilmek için yaralanmadan 40 gün sonra intravenöz (damar içine) olarak hastalara geri verildi. Dr. Honmou, tedaviden 6 ay sonra, 13 hastanın 12’sinin, kasların kasılma ve vücudun bölümlerine dokunma hissini belirleyen uluslararası kabul görmüş bir sistem olan Amerikan Spinal Yaralanma Derneği hasarlanma ölçeğinde (impairment scale,) en az bir seviye düzeldiğini söyledi.

Araştırmacılar, kök hücrelerin, omurilik hasarını, inflamasyonu azaltmak ve mevcut sinir hücrelerini (nöronları) korumak da dâhil olmak üzere çeşitli mekanizmalarla hasarı iyileştirdiğini düşünüyor. Araştırmacılar ayrıca, hastalara laboratuvarda çoğaltılıp tekrar verilen kök hücrelerin bir kısmının sinir hücrelerine dönüştüğünü söyledi. Dr. Honmou, kendisinin ve başkalarının bu mekanizmaları daha önceden de çalışmalarında gösterdiğini ekledi.

Omurilik Hasarı:

Omurilik yaralanması ani yıkıcı bir motor (hareket) ve duyusal işlev bozukluğu olarak tanımlanır. Yaralanma seviyesinin altındaki nöronların bağlantılı olduğu bağırsak, mesane ve cinsel fonksiyonlarla ilgili fonksiyon kaybına yol açar. Bu hasarlar önceleri kazalar ve bazı spor dalları ile ilgilenen genç bireylerde daha sık görülürken son zamanlarda özellikle servikal kanal darlığı yaşayan ileri yaşlı bireylerde de görülmektedir. Sinir hasarlarının iyileşmesinde sinir hücresi büyüme faktörlerine ve sinir kök hücresine ihtiyaç duyar (şekil). Şu anda, cerrahi müdahale ve sonraki süreçte rehabilitasyon tedavi seçenekleri arasındadır.

(Kaynak: Regenerative Therapy 11 (2019) 75e80)

 Omirlik hasarı tedavisi, kök hücre, mezenkimal kök hücre, Kordon kanı, göbek kordonu, kök hücre tedavisi,

Omirlik hasarı tedavisi, kök hücre, mezenkimal kök hücre, Kordon kanı, göbek kordonu, kök hücre tedavisi,

Göbek kordonu ve kordon kanı kaynaklı mezenkimal kök hücreler:

Japonya Sağlık Bakanlığının kök hücre tedavisine onay verdikten sonra omurilik hasarında hücresel tedaviler daha sık tartışılmaya başlanmıştır. Kök hücreler vücudumuzu oluşturan 200 farklı tipteki hücreye ve o hücrelerin oluşturduğu dokulara dönüşebilme, farklılaşabilme yeteneğindedir. Omurilik hasarında en önemli sorun nöronların yani sinir hücrelerinin hasarlanması ya da işlevini tam olarak yerine getirememesidir. Kök hücreler sinir hücrelerine hem laboratuvar hem de insan vücudunda dönüşebilmektedir. Bu anlamda yenileyici ve tamir edici tıp uygulamalarında önemli yer kaplamaktadır. Kordon kanı, göbek kordonukordon dokusu önemli kök hücre kaynakları olarak ulaşılması(elde edilmesi) ve uzun süre saklanma imkânı olması bakımından ilk akla gelen kök hücre kaynaklarıdır. Gerek kordon kanı gerekse göbek kordonu önemli birer mezenkimal kök hücre kaynağıdır. Farklı klinik araştırmalarda göbek kordonundan ve kordon kanından elde edilen kök hücreler güvenli bir şekilde kullanılmıştır.

Kök Hücreler

  • Kemik iliği ve kordon kanı kaynaklı kök hücreler

Kemik iliği ve Kordon Kanı Kaynaklı Hematopoetik ve Mezenkimal Kök Hücreler

Kök hücreler, özelleşmiş (belirli bir işlev ya da işlevleri yerine getirebilmek için farklılaşmış olgun hücreler)  hücre tiplerine farklılaşabilen ve kendilerini yenileme kapasiteleri olan, organizmanın tüm hücrelerinin köken aldığı temel hücre tipleridir. Farklılaşma yeteneklerine göre sınıflandırılan kök hücrelerin bu özelliklerini temel alan sıkı denetlenen kurallı bir yapıları vardır. Temel olarak; totipotent kök hücreler zigot ve blastomerden elde edilebilir ve tüm hücre tiplerine farklılaşabilirler. Pluripotent kök hücreler, embriyonik zar haricinde tüm hücre tiplerini oluşturabilen, embriyonik gelişimin temeli olan endoderm, mezoderm ve ektoderm tabakalarını oluşturan hücrelerdir. Pluripotent kök hücreler blastokist aşamasındaki iç hücre kitlesinden elde edilebilirler. Multipotent kök hücreler ise, kaynaklandıkları dokuya ait hücreye farklılaşma yeteneğine sahiptirler (örnek; kordon doku kaynaklı mezenkimal kök hücre, kemik iliği ve ya kordon kanı kaynaklı hematopoietik kök hücre). Bunların yanı sıra, birkaç hücre tipine farklılaşabilen kök hücreler oligopotent, sadece tek bir hücre tipine farklılaşabilen hücreler ise unipotent kök hücre olarak isimlendirilmektedir.

Kaynak: Humanbiotechnology as Social Challenge. Ashgate Publishing, 2007

 

Kök Hücre :

  1. Hücre İçi Denge Ve Düzenlenme Mekanizması:

Kök hücreler, hücre içi denge ve düzenlenme mekanizmaları ve bulundukları mikroçevreden (niş) aldıkları uyarılara bağlı olarak farklılaşabilir veya kendilerini yenileyebilmektedirler. Kök hücrelerin kapasitelerinin sinyal ileti yolakları, transkripsiyon faktörleri, hücre döngüsü düzenleyicileri ve miRNA’lar üzerinden sağlandığı ve kontrol edildiği bilinmektedir. Bu mekanizmalardan en önemlileri kök hücrelerin farklılaşmasında ve kendilerini yenilemesinde görevli olan LIF-STAT, MAP-ERK, PI3K ve Wnt gibi sinyal ileti yolaklarıdır.

  1. Kemik İliği Ve Kordon Kanı Kaynaklı Kök Hücreler:

Kordon kanı kaynaklı hematopoetik kök hücreler gerek kemik iliği/kök hücre transplantasyonu (nakil) gerekse araştırma (özellikle klinik araştırma) süreçlerinde önemli bir alanı kapsamaktadır. Kordon kanın ulaşılması kolay olması ve raf ömrünün (çok uzun yıllar kordon kanı bankalarında saklanabiliyor olması) uzun olması önemini arttırmaktadır. Hematopoetik sistem kök hücreler, progenitör hücreler ve daha olgun farklılaşmış hücrelerden oluşur. Sağlıklı bir insanda bu  sistem günde 2×1011 ve bir insanın hayatı boyunca ortalama 5×1015 eritrosit oluşturur. Bu sistemin insanın ömrü boyunca uzun süreli hücre oluşturabilme kapasitesi, HKH’lerin kendi kendilerini yenileyebilme ve daha olgun hücrelere farklılaşabilme özelliklerine bağlıdır. HKH’lerin gelişimi, farklılaşmaları, istirahate sevk edilmeleri, kendi kendini yenilemeleri ve periferik kana mobilize olmaları veya kök hücre nakli sonrasında tekrar bulunduğu mikroçevre içerisine dönmeleri, transkripsiyon faktörleri vasıtasıyla sağlanmaktadır(şekil.1 ve şekil.2)

Kordon kanı, Kordon kanı bankası

Kordon kanı kaynaklı hematopoetik kök hücreler gerek kemik iliği/kök hücre transplantasyonu (nakil) gerekse araştırma (özellikle klinik araştırma) süreçlerinde önemli bir alanı kapsamaktadır

Kordon kanı fötal (Doğum öncesi –Anne Karnında Geçen Dönem) ve erişkin dönemi de kapsayan önemli bir kök hücre kaynağıdır.

mezankimal kök, mezankimal kök hücre

Kemik iliğinde, mezankimal kök (kordon kanı ve kordon dokusu-göbek kordonu da önemli mezankimal kök hücre kaynaklarıdır)  hücrelerden (MKH) kaynaklanan osteoblast, fibroblast, adipozit gibi kemik iliği stroma hücreleri mikro çevresinin fiziksel yapılarını oluştururlar.

Mezenkimal Kök Hücreler Ve Farklılaşması:

Kemik iliğinde, mezankimal kök (kordon kanı ve kordon dokusu-göbek kordonu da önemli mezankimal kök hücre kaynaklarıdır)  hücrelerden (MKH) kaynaklanan osteoblast, fibroblast, adipozit gibi kemik iliği stroma hücreleri mikro çevresinin fiziksel yapılarını oluştururlar. Kemik iliği stroma hücreleri salgıladıkları sitokinler ve hücre hücre adezyonuyla başlatılan hücreler arası sinyallerle HKH’lerin kendi kendilerini yenileme ve farklılaşmasını düzenlerler. Kemik iliği stroma hücreleri, MKH’lerden köken alan osteoblast, endotel hücreleri, fibroblastlar ve yağ hücrelerinden oluşur.

Kaynak : Cell Death Differ 2007;14:1851-9

 

 

 

  • Klinik Uygulama

Serebral palsi de otolog kordon kanı kaynaklı kök hücre uygulaması

Serebral palsi (CP) vakalarının % 70’inin etiyolojisi bilinmemektedir. Serebral palsili çocukların % 20’sinde prematürite doğum, perinatal travma veya beyin hipoksisiyle ilişkili olabildiği, diğer sebepler arasında fetal yaşamda ortaya çıkan enfeksiyonlar ve kusurlar olduğu düşünülmektedir. Serabral palsi de otolog kordon kanı başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir.

  • Serebral palsi’de klinik araştırmaları durumu

Klinik araştırma sonuçları son durum:

Artan miktarda kanıt, kordon kanının  serebral palsi tedavisinde kullanılabileceğini göstermektedir. Klinik çalışmalarla (bir meta-analiz de dahil olmak üzere, 328 katılımcı içeren klinik çalışmalar) hem otolog hem de allojenik protokollerde kordon kanı  uygulamasının emniyeti ve etkinliği doğrulanmıştır. Şu anda, hipoksik-iskemik ensefalopati veya serebral tanılı çocuklarda otolog göbek kordon kanının kullanımını değerlendiren dokuz klinik çalışma  devam etmektedir. Bu çalışmalarda değerlendirilen toplam hasta sayısı 2500 hastayı aşmaktadır.

Kaynak: Int. J. Mol. Sci. 2019, 20, 2433;

 

kordon kanı, kordon kanı bankası

Mezenkimal Kök Hücreler: Hücre Tedavisi Ve Rejenerasyon Potansiyeli

Kordon kanı kaynaklı Hematopoetik kök hücreler

Kendini yenileyebilen ve her üç germ yaprağına (ektoderm, mezoderm ve endoderm) farklılaşabilen  pluripotent embriyonik kök hücrelerin(ESC) keşfedilmesinden sonra, teratom oluşum potansiyeli gibi , etik ve teknik kaygıları olduğu bulundu.

Bu durum, yetişkin (erişkin dönem) hücre  kaynaklarından alternatif multipotent kök hücrelerin aranmasına olan ilginin artmasına neden olmuştur.

Kordon kanı kaynaklı Hematopoetik kök hücreler (HSC’ler) ve mezenkimal stromal / kök hücreler (MSC’ler) gibi multipotent  insan yetişkin kök hücrelerinin, ESC’lere kıyasla etik veya güvenlik sorunları oluşturma olasılığı çok daha düşüktür.

HSC’ler tüm kan ve immün soylarını (bağışıklık sistem hücre ve bileşenleri) farklılaştırabilirler, lösemi ve kan hastalıklarının tedavisinde standart tedavi olarak kullanılmaktadır. Kordon kanı önemli bir HSC kaynağıdır.

Mezenkimal hücrelerin çok çeşitli yetişkin kaynaklardan izole edilmesinin yanı sıra, bu hücrelerin adipogenik (yağ), kondrojenik (kıkırdak), osteojenik (kemik) ve nörojenik (sinir) hücreler gibi çeşitli soylara farklılaşmaları ile ilgili çok sayıda çalışma bulunmaktadır.

Mezenkimal stromal / kök hücreler terapötik kullanımı

Mezenkimal stromal / kök hücreler terapötik kullanımı bir dizi nedenden dolayı gecikmiştir. Bunun önemli sebeplerinden biri Mezenkimal stromal / kök hücreler erişkin kaynaklardan izolasyon aşamasında,  donörde (bağışçıda) bölgesel hasar, invaziv (girişimsel) ve sıklıkla ağrılı prosedürleri içermesidir.

Ayrıca ,erişkin dönemde elde edilen hücreler laboratuvarda  daha da azalan farklılaşma ve çoğalma yeteneklerine sahiptirler. Mezenkimal stromal / kök hücreler kendini yenileme ve farklılaşma potansiyeli donör yaşı, genetiği ve çevresel strese maruz kalmasından ciddi şekilde etkilenmektedir.

Alternatif kaynak arama çalışmaları sonucunda, Mezenkimal stromal / kök hücreler göbek kordon kanı (kordon kanı) (UCB), göbek kordonu (UC) gibi perinatal kaynaklardan ve plasenta gibi fötal doku (FT) ve amniyon sıvısı gibi fetal kaynaklardan izole edilmesi sağlamıştır. Kordon kanı ve göbek kordonu oldukça zengin kök hücre içeriğine sahiptir.

Bu dokulardan (kordon kanı ve göbek kordonu) türetilen hücrelerin ayrıca adipogenik, kondrojenik, osteojenik ve nörojenik hücre soylarına farklılaştığı bilinmektedir. Bununla birlikte, yetişkin kaynaklarına benzer şekilde, perinatal ve fetal kaynaklardan türetilmiş Mezenkimal stromal / kök hücreler, kendini yenileme ve farklılaşma potansiyelinde de farklılıklar gösterir.

Göbek kordonu kaynaklı Mezenkimal stromal / kök hücreler

Son zamanlarda, insan göbek kordonu  farklı mikro-çevrelerinden izole edilmiş hücrelerde kullanılmaktadır. Mezenkimal stromal / kök hücreler, nöromüsküler ağrıların ve birçok başka hastalığın tedavisinde yardımcı olabilecek, antiapoptotik ve anti-oksidatif etkilerin yanı sıra immünomodülasyonu destekleyen bir parakrin etkiye de sahiptir.

Göbek kordonu kaynaklı Mezenkimal stromal / kök hücreler ayrıca Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, amiyotrofik lateral skleroz gibi hastalıkları tedavi etmek için terapötik potansiyelleri açısından araştırılmaktadır.

Göbek kordonu kaynaklı Mezenkimal stromal / kök hücreler türetilen kemokinlerin ve sitokinlerin (büyüme faktörleri) kullanılmasının, otoimmün (bağışıklık sistem hastalıkları) hastalık için tedavi etkinliğini arttırdığı gösterilmiştir.

Göbek kordonu kaynaklı Mezenkimal stromal / kök hücreler ile enflamatuar niş (mikro-çevre) arasındaki etkileşim, birçok farklı hastalığın tedavisi için kullanılacak potansiyele sahip olduğu gösterilmiştir.

Hücre yüzey belirteçlerinin özellikleri ve ifadesi, izole hücrelerin çoğalma ve farklılaşma kapasitelerinde farklılıklar, Mezenkimal stromal / kök hücreler immünfenotipik olarak tanımlanması ihtiyacı doğurmuştur. Göbek kordonu kaynaklı  hücrelerden farklılaşma ,  osteojenik kök hücreler, iskelet kök / progenitör kök hücreler, mezodermal kök hücreler, mezenkimal progenitör hücreler, mezenkimal stromal hücreler,  ve perisitler mezenkimal kök hücreleri gibi Mezenkimal stromal / kök hücreler ile birlikte kullanılmıştır.

Bu adlar genellikle kolaylık sağlamak veya araştırılmakta olan faaliyetlerin türü için kullanılır. Mezenkimal stromal / kök hücreler 800’den fazla klinik çalışmada kullanılmıştır.

Mezenkimal stromal / kök hücrelerlerin özelliklerindeki farklılıklar, nişlerinin, donör yaşlarının ve izolasyonlarının yanı sıra hücre kültür yöntemlerinin farklılıklardan kaynaklanmaktadır.

kordon kanı, kordon kanı bankası

Şekil 1: Önemli Kök Hücre Kaynağı olarak göbek kordonu ve kordon kanı

kçk hücre, kordon dokusu, kordon kanı, kordon kanı bankası

Tablo 1: Farklı Klinik araştırmalarda göbek kordonu kaynaklı mezenkimal kök hücrelerin kullanılması güncel çalışmalar.

Kaynak: J Tissue Eng Regen Med. 2019;1–18.

Otolog Kordon Kanıyla Otizm Tedavisi – Nikoloz’un Hikayesi

Otolog Kordon Kanıyla Otizm Tedavisi – Nikoloz’un Hikayesi

Nikoloz 8 yaşında Gürcüstanlı bir çocuk. Annesi Nikoloz’un doğumu sırasında kordon kanını Tiblis’te bulunan bir kordon kanı bankasında saklatmış. Ailenin, kordon kanını saklatmak için özel bir sebebi olmamasına rağmen, kadın doğum hekiminin tavsiyesine üzerine kordon kanı saklatmaya ikna olmuşlar.

Doğumun üzerinden iki yıl geçtikten sonra aile, çocuğun gelişiminde bir şeylerin yolunda gitmediğini farketmeye başlar: Sıklıkla duygu patlaması yaşıyor, tek bir kelime konuşmuyor, dikkati çok zayıf, diğer çocuklarla iletişim kurmuyor ve en ufak ilgi göstermiyordu. Üçüncü yaşında Nikoloz’a çocukluk otizmi teşhisi kondu.

Kordon kanıyla otizm tedavisi

Otizm spektrum bozukluğu (OSB), yaşamın erken evresinde ortaya çıkan nöro-gelişimsel durumdur. Sosyal iletişimde bozukluk, tekrarlayan davranışlar, ilgi ve aktivitelerin kısıtlı olması tipik otizm davranışlarıdır. Otizmin nedenleri heterojendir; bazen genetik bir yatkınlık vardır bazı zamanlarda ise çevresel maruziyetlerden kaynaklanabilir. Araştırmalar otizmli hastaların beyin morfolojilerinde ve aktivitelerinde bazı farklılıklar olduğunu gösteriyor ancak ne ilaç ne de davranışsal terapi hastalığı tedavi edemiyor.

kordon kanı, kordon kanı bankası, otolog kordon kanı, otizm tedavisi, kordon kanı ile otizm tedavisi

Kordon kanı ise sahneye 2016’da Nikoloz’un ebeveynleri, bir çocuğun kendi kordon kanının otizm belirtilerini hafifletebileceğini öğrendikleri bir tıbbi TV bir programı izlediklerinde çıktı. Hemen Nikoloz’un kanını saklattıkları kordon kanı bankası ile temasa geçtiler ve Gürcistan’daki tedavi seçenekleri hakkında bilgi aldılar.

ABD’de bulunan Hastalık Korunma ve Kontrol merkezleri ( The Centers for Disease Control and Prevention ) nisan 2018 tarihinde OSB’nin yaygınlığı üzerine yeni bir rapor yayınladı. Kurumun gözlemine göre her 59 çocuktan ( erkeklerde 37, kızlarda 151) biri OSB sahibi. Tanı oranları, daha varlıklı ve daha iyi okullara sahip olan bölgelerde daha yüksektir, bu da ASD’nin tanısal kaynaklara daha az erişimi olan topluluklarda yetersiz teşhis edildiğini düşündürmektedir. Daha önceki bir çalışmada ASD’nin her 68 kişiden birinde, bundan beş yıl önceki çalışmadaysa her 88 çocuktan birinde görüldüğü raporlanmış. Ailelerin ve eğitimcilerin ASD bilinci arttıkça, tanı koyulan çocukların oranı sürekli artıyor gibi görünüyor.

Otizmli bireylerin bakım giderleri yüksek. ABD’de otizm sivil toplum kuruluşu olan Autism Speaks’a göre ABD’de yaşan bir otizmlinin bakımının yaşam boyu maliyeti 1.4 milyon dolar civarında. Otizme zihinsel sakatlık da eşlik ettiğinde bu rakam 2.4 milyon doları buluyor. Otizm spektrum bozukluğu sahibi bireylerin %40’a yakını zihinsel engelli. Otizm teşhisi konduktan sonra, Nikoloz Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) tedavisi aldı. Bu, otizmli çocuklara, iletişim becerisinden başlayarak, okul davranışı, sosyal ilişkiler, kişisel bakım ve ihtiyaç duyulan teamülleri de içeren önemli yaşam becerilerini öğretmek için geliştirilmiş yoğun bir eğitim programıdır.
Ancak, Nicoloz ABA’nın yardımıyla sadece küçük ilerleme kaydetti ve sadece üç kelimeyi doğru olarak konuşabiliyordu.

Kordon kanı ise sahneye 2016’da Nikoloz’un ebeveynleri, bir çocuğun kendi kordon kanının otizm belirtilerini hafifletebileceğini öğrendikleri bir tıbbi TV bir programı izlediklerinde çıktı. Hemen Nikoloz’un kanını saklattıkları kordon kanı bankası ile temasa geçtiler ve Gürcistan’daki tedavi seçenekleri hakkında bilgi aldılar.

Omurilik zedelenmesi için otolog kök hücrelerin kullanıldığı bir klinik olan Tiflis’teki Mardaleishvili Tıp Merkezi, otolog kordon kanıyla çocukluk otizmini tedavi etmek için bir klinik çalışma yürütmek üzere Nikoloz’un kordon kanı bankası ile işbirliği yapmaktadır. Nikoloz çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya katılan çocuklara, 6 aylık aralarla ayrılan kendi kordon kanı kök hücreleri üç kez intratekal enjeksiyonla uyguladındı.

İntratekal enjeksiyon işlemi; kök hücreleri doğrudan doğruya, beyin ve omurilik etrafında dolaşan beyin omurilik sıvısına (BOS) omuriliğin omurları arasından bir iğne geçirerek zerk etme işlemidir.. İntratekal enjeksiyon, beyne hücre tedavisi için bir çok avantaja sahiptir. Bu yöntem, kan beyin bariyerini baypas eder ve BOS’un gereken her yerindeki hücrelere (korteksin, beyincik ve limbik sistemin her bölümüne) ulaşmasını sağlar, çünkü BOS, beyin ve omurilik boyunca uzanan subaraknoid boşlukta sürekli dolaşımdadır. Bu nedenle, nakledilen tüm hücreler hasarlı bölgelere ulaşır ve nihayetinde, daha güçlü parakrin etkileri meydana getirebilir. Karşılaştırma açısından, kök hücreler damar içi enjekte edildiğinde hücrelerin çoğu akciğer, dalak ve karaciğerde süzülür, ancak kalan hücreler kan-beyin bariyerine varabilir. Beyne ulaşabilen hücrelerin sayısı tedavinin başarı şansı açısından kritiktir. Kordon kanı bankası müşterilerinin kordon kanı kök hücrelerini dört cryoviyal içinde saklar. Bu hastalara bir kaç kez nakli mümkün kılıyor.

Otizm kök hücre tedavisi Türkiye

Otizm tedavisi için belirlenmiş bir minimum hücre sayısı yoktur. Çalışmadaki her çocuk için kullanılan dozun büyüklüğü, depolanan kordon kanında bulunan hücre sayısına bağlıydı. Çocukların tedaviye cevabı Vineland Uyarlanabilir Davranış Ölçeği-II (Vineland Adaptive Behavior Scale-II ADOS-2) kullanılarak izlenmiştir. Bugüne kadar, bu çalışma, enjeksiyon başına 68 milyon çekirdekli hücre kadar düşük hücre dozlarının etkili olduğunu göstermiştir.

Nikoloz, kordon kanından izole edilen kök hücrelerle iki enjeksiyondan sonra belirgin iyileşme gösterdi. Onun kelime dağarcığı şimdiye kadar büyük ölçüde arttı, hemen hemen her kelimeyi konuşabiliyor ve kısa cümleler kurarak iletişim kurabiliyor. Okuyabiliyor, yazabiliyor, resim yapabiliyor, ve aritmetik problemleri çözebiliyor. Davranışları da gelişti ve nihayetinde artık öfkeli biri değil ve duygusal patlamalar yaşamıyor.

Otizm kök hücre tedavisi yaptıranlar

Nicoloz şimdilerde normal bir okula gidiyor. Nikoloz’un ebeveynleri çocuklarının tedavi ve eğitim sürecine her zaman içtenlikle dahil oldular. Şimdi, oğullarının durumunun iyileştirilmesi nedeniyle adeta bir tür mucize gerçekleşmiş gibi hissediyorlar. Aslında, kendi mucizelerini Nikoloz’un kordon kanını saklatma’ya karar vererek yıllar önce kendileri gerçekleştirdiler.

Kaynak: Gocha Shatirishvili, MD PhD

Search

+
WhatsApp chat