ERKEN DOĞUM KOMPLİKASYONLARINDA OTOLOG KORDON KANI HÜCRELERİNİN KORUYUCU ETKİSİ

17 Ara 2020 Genel

      Erken doğum oranlarının yükselmesi önemli bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Dünyaya gelen bebeklerin % 5 ila %18’i doğrudan ya da dolaylı olarak erken doğum komplikasyonlarından etkilenebilmektedir. Erken doğum sonucu,  yeni doğanda meydana gelen patolojik bulgular ve komplikasyonlar maalesef ölümle sonuçlanabilmektedir. Erken doğum kaynaklı patolojik durumlar incelendiğinde temel mekanizma ‘ kesintiye uğrayan normal olgunlaşma’ durumu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Beyin ve akciğerler olumsuz etkilenen iki önemli organdır.  Bu iki organın potansiyel patofizyolojisi nöron demiyelinizasyonu ve alveolar dismorfi olarak tanımlanabilir. 

      Yoğum bakım müdahaleleri ve gelişen tedaviler ile erken doğum kaynaklı yeni doğan ölüm oranları azalmıştır. Bununla birlikte ilerleyen dönemlerde çocuklarda kalıcı hasarlar veya hayat boyu sürecek olumsuz tablolar (solunum komplikasyonları, öğrenme güçlükleri, görme ve işitme sorunları vb.) oluşabilmektedir. Hücresel tedavi ve kök hücre uygulamalarında,  tedavi stratejileri tek organı hedef alarak başarı oranını artırmaya yönelik yaklaşımlar sergilenmektedir. Kordon kanı mono nükleer hücre tabakası, kök ve progenitör hücreler açısından oldukça zengindir. Kök hücreler bir yandan, kendi kendini yenileme yeteneğine sahipken diğer yandan, farklılaşma potansiyeline sahiptirler. Bu özelliklerine ek olarak parakrin etkileri ile çevre dokuya katkıda bulunurlar. 

      Kordon kanı kaynaklı kök hücre infüzyonunun önleme (koruyucu) tedavideki etkisi son yıllarda üzerinde durulan konulardandır. Yapılan deneysel çalışmalarda bronkopulmoner displazi (akciğer-solunum sistemi hasarıgibi erken doğum ile ilişkili komplikasyonların araştırılması ayrıca  sepsis ve hipoksik iskemik ensefalopati  gibi hasarların önlenmesinde kordon kanı tedavi yöntemleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmalara paralel olarak otolog kordon kanı transfüzyonunun (infüzyon) sağlıklı olduğu ve kullanılabilir olduğuna dair raporlarda yayınlanmaktadır. Son dönemlerde erken doğum kaynaklı komplikasyonlarda otolog kordon kanı infuzyonu yapılmasına dair sınırlı sayıda çalışma yapılmaya başlanmıştır. Yakın zamanda yayınlanan bir çalışmada otolog kordon kanı infüzyonunun erken doğum komplikasyonlarını azalttığı vurgulanmaktadır. Bu ilk bulgular erken doğuma bağlı komplikasyonların yönetilmesinde ve olası hasarın azaltılmasında otolog kordon kanının kullanabileceğini işaret etmektedir. Bu uygulamalarla yoğun bakımda kalma sürelerinde azalma, organ ve doku hasarlarında gerileme hedeflenmektedir.  

GEBELİKTE SİGARA İÇİMİNİN KORDON KANI KÖK HÜCRELERİ ÜZERİNE ETKİSİ:

27 Eki 2020 Genel

Kaynak: Burgucu D. Effect of smoking on the hematopoietic stem cell count in cord blood.

Ann Clin Anal Med 2020; DOI: 10. 4328/ACAM.20339

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gebelik döneminde sigara içimi olumsuz gebelik sonuçlarıyla ilişkili önemli değiştirilebilir risk faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bazı epidemiyolojik veriler kadınların % 20-30’unun gebelik sırasında sigara içmeye devam ettiğini göstermektedir. Bununla birlikte son yıllarda, birçok ülkede hamile kadınlar arasında sigara içme oranlarının azaldığına dair raporlar da vardır. Hamilelikte sigara içmenin fetal gelişim üzerinde engelli büyüme, bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etki etmesi gibi etkilerinin yanı sıra hem fetuste hem de annede önemli metabolik ve biyokimyasal değişikliklere ve adaptif yanıtlara neden olarak spontan abortus (düşük), plasental abruption (plasenta hasarı), preterm doğum (erken doğum), intrauterin (anne karnında) büyüme kısıtlaması ve ölü doğum gibi komplikasyonların insidansında artışa neden olduğu uzun zamandır bilinmektedir.

Kordon kanı içinde bulundurduğu hematopoetik kök hücreler sayesinde önemli bir kaynaktır. Özellikle kemik iliği nakli olarakta isimlendirilen hematopoetik kök hücre nakli tedavisinde son yıllarda kullanımı artmıştır. Doğum esnasında alınıp işlenmesi ve dondurularak uzun yıllar saklanabilmesinden dolayı kardeş ve akraba dışı nakillerde yeteri kadar kök hücre ihtiva eden kordon kanları kullanılmaktadır. Literatürde sigara içen annelerden elde edilen kordon kanlarını inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Sigara içen annelerden elde edilen kordon kanlarının hematopoetik kök hücre içeriğinin ve CFU sayılarının düşük olduğu rapor edilmiştir. Kordon kanı bankacılığı son 30 yılda gelişme gösteren bir uygulama alanıdır. Kordon kanı 1990’lı yıllarda kemik iliği nakli tedavisinde bir hematopoetik kök hücre kaynağı olarak kullanılırken son zamanlarda yenileyici ve tamir edici tıp alanlarında da kullanılabilmektedir. İçinde bulundurduğu mezankimal kök hücreler bu anlamda tercih edilme nedenlerindendir. Ayrıca alınan kordon kanlarının uzun süre dondurularak saklanabilmesi ve ihtiyaç halinde kısa sürede ulaşılabilir olması da önemli tercih sebeplerindendir. Bunun dışında içinde bulundurduğu hematopoetik kök hücreler ve mezenkimal kök hücreler laboratuvar ortamında çoğaltma çalışmaları da başarılı bir şekilde sürdürülmektedir. Bu yönüyle de tercih edilen önemli kök hücre kaynağı olarak kabul edilmektedir. Kordon kanı kalitesini ve işe yararlığını değerlendiren çalışmalarda, bağışçı, yeni doğan özellikleri, kordon kanının içeriği, toplanması, transferi ve plasenta başlıca faktörler olarak tanımlanmıştır.

Kordon kanı bağışçılarının sigara kullanımı oranı ve bunun hematopoetik kök hücre sayısı üzerine etkisini değerlendiren sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda örnek sayıları farklılık göstermekle birlikte sigara içiminin CD34+ hematopoetik kök hücre sayısı üzerinde olumsuz bir etki gösterdiği vurgulanmaktadır. Türkiye’de kordon kanı bankacılığı son 10 yılda hızlı bir gelişme göstermektedir. Şuanda yaklaşık 10 milyon nüfusa bir merkez düşmektedir. Ağırlıklı olarak literatürde Türk Modeli olarak isimlendirilen tipte bankacılık yapılmaktadır. Bu model otolog ve allojenik bankacılık modellerinin birlikte uygulanabildiği bir modeldir. Merkezimizden yapılan bir bilimsel yayında, toplumumuzda gebelikte döneminde sigara içme oranın oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer önemli bulgu ise gebelik döneminde sigara içiminin maalesef CD34+ hücre (kan yapıcı kök hücre) sayısına olumsuz etki ettiğidir. Çalışmayla ilgili detaylı bilgiye aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.

http://www.bayrakol.org/tr/about-acam/publish-online (DOI: 10. 4328/ACAM.20339)

Search

+
WhatsApp chat